2 yaşına girmiş “terörsüz Türkiye” söyleminde yeni bir aşamaya giriliyor gibi.
İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen bu söyleşide Numan Kurtulmuş yeni gündemler çizdi diyebiliriz. İşte bu konuşmasını analiz edelim istiyorum; kelimelerin arkasında yatanlara biraz bakalım: “‘Ortak gelecekte biriz’ iletişim kampanyasındaki ‘bir’ olmanın kümesine kimler dahil, kimler hariç?”

“Devlet aklı” söyleminin bu konuşmada da yer aldığını söyleyelim. Burada devlet aklının millet vicdanı ile birleştiği söyleniyor. Ben de soruyorum: Birleşmeseydi devlet aklı harekete geçmek için yeterli miydi? Devletin vicdanı var mı, milletin aklı var mı? Bu sorulara kendi içimizde cevap vermeye çalışalım.
Devlet aklı söylemine yakın bir söylem daha var: “derin unsurlar”. Bence bu iki söylem, tam olarak bir şeyler söylerken bir şeyler söylememek işini aynı anda gerçekleştiriyor. Her siyasetçi her an sığınabilir, istismar edebilir; varlığı hakkında sisli bulutlar oluşturulabilir, değil mi?
Önemli bir başlık ise şu: “Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer unsurlar bu coğrafyada yaşamış tarih boyunca.” Evet, hepimiz bu kültürlerle iç içe yaşıyoruz, ancak bu “diğer unsurlar” neden “unsur” denilerek sanki dışlanmış gibi bırakılıyor? Yani Çerkezler, Lazlar, Balkan halkları da bu ortak kültürün parçası. Hatta başka bir açıdan bakarsak, Farslar neden yokmuş gibi davranılıyor?
Sanırım bu yazıda fazla soru sorarak ilerliyorum.

Konuşmada ilgi çeken isimlerden birisi ise İdrisi Bitlisî; kendisi Safevi Devletine karşı Osmanlı ile taraf olan ve Kürtleri Osmanlı tarafına geçirmek için çalışmalar yapan bir kanaat önderi. Bunun altında yatan bir mesaj mı okumalıyız? “İç kale” kavramı, yani bir sivil olarak bana kaygı veren bir söylem olduğunu söylemeliyim. Ne zaman işitsem savaşa hazırlık yapılıyor gibi bir hisse kapılıyorum. Bu konuşmada iç kalenin sağlamlaştırılması, İsrail’in saldırganlığı üzerinden anlatılıyor. Ancak ben bunu resmi olarak Rusya-Ukrayna üzerinden okumak istiyorum; daha gerçekçi bir bağ buluyorum. İsrail deniyken, ABD’nin İran’a başlattığı savaş nedense İsrail’in başlattığı olarak açıklanmıyor. Bunun yanı sıra ABD’ye küçük bir sitem havası sezdim diyebilirim.
Katar olsan, 100 milyar doları ABD’ye güvenliğin için versen bile İsrail istemezse buna sahip olamazsın denilmiş; üstü kapalı bir şekilde ABD’nin güvenlik vaadinin çöktüğü söylenmiş gibi hissettim. Umarım hislerim doğrudur.

Ayrımcılık en az ayrılıkçılık kadar tehlikelidir. “Siyasi nedenle, mezhep meşrep nedeniyle ayrılıkçılık sözlerine asla dalmasınlar” diyor Sayın Numan Kurtulmuş. STK’larımızın da imamlarımızın da bundan ders almasını umuyorum. Türk medyasına sorumluluk düşüyor dedi, “Türkiye değil Türk” ibaresini kullandı ki bunu ilginç buluyorum, söyleyeyim.
Yazıyı bitirirken başlıkta yer alan söze değinmek istiyorum: “Emperyalistlerin çizdiği rotada değil, milletin ve tarihin gösterdiği yol; emperyalistlerin zilleti altında değil.” Bu değerli sözleri sarf ettiği için Sayın Numan Kurtulmuş’a teşekkür ediyorum. Ağzınıza sağlık, bu sözlerin eyleme döküldüğü günleri sabırsızlıkla bekliyorum.

