Bloomberg’e konuşan kaynaklar, Türkiye’nin ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri operasyon ihtimaline karşı hazırlıklarını artırdığını öne sürdü. Haberde, Ankara’nın özellikle yeni bir sığınmacı dalgası riskine karşı senaryolar üzerinde çalıştığı belirtildi.
Kaynaklara göre Türkiye, hem Washington hem de Tahran’a gerilimi tırmandırmama çağrısında bulunurken, sahadaki olası gelişmeler için güvenlik ve insani kriz planlarını güncelliyor. Olası bir çatışmanın bölgesel istikrarı sarsabileceği ve Türkiye’yi doğrudan etkileyebileceği ifade ediliyor.
NATO’nun Gözetim Odağı İran’a Kaydı
Haberde ayrıca NATO’nun Türkiye’de yürüttüğü hava gözetim faaliyetlerinde dikkat çekici bir değişim yaşandığı aktarıldı. İddiaya göre, daha önce ağırlıklı olarak Rusya’yı izlemeye odaklanan hava gözetim faaliyetlerinin odağı son dönemde İran’a kaydı.
İttifakın Türkiye’de konuşlu AWACS radar uçaklarını aktif şekilde kullandığı, özellikle Konya’dan İran yönüne gerçekleştirilen keşif uçuşlarının arttığı öne sürüldü. Bu gelişmenin, ABD-İran hattında tansiyonun yükseldiğine işaret ettiği değerlendiriliyor.
Sığınmacı Akını Senaryosu Masada
Kaynaklara göre Ankara’nın en büyük endişesi, olası bir savaşın yeni ve kontrolsüz bir göç dalgasını tetiklemesi. Özellikle İran’da yaşayan Afgan ve Pakistan uyruklu nüfusun Türkiye’ye yönelme ihtimali üzerinde duruluyor.
Halihazırda yaklaşık 3 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’nin, yeni bir kitlesel göç hareketinin ekonomik ve sosyal yükünü taşımakta zorlanabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle yetkililerin acil durum planlarını güncellediği ve farklı senaryoları değerlendirdiği belirtiliyor.
Söz konusu seçenekler arasında sınır hattına yakın bölgelerde geçici barınma merkezleri kurulması da yer alıyor. Bununla birlikte, İran’da bir otorite boşluğu oluşması halinde, göç akınını sınır ötesinde durdurmaya yönelik adımların da değerlendirilebileceği öne sürüldü. Ancak bu seçeneğin yalnızca olağanüstü bir güvenlik boşluğu durumunda gündeme gelebileceği vurgulandı.
Diplomatik ve Güvenlik Dengesi
Türkiye’nin bir yandan diplomatik kanalları açık tutmaya çalıştığı, diğer yandan güvenlik risklerine karşı hazırlık yaptığı ifade ediliyor. Ankara’nın temel önceliğinin, bölgesel istikrarın korunması ve yeni bir insani krizin önlenmesi olduğu belirtiliyor.
ABD-İran hattındaki gelişmeler yakından takip edilirken, olası bir çatışmanın sadece askeri değil, insani ve ekonomik sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Türkiye’nin hazırlık süreci de bu çok boyutlu risk analizine dayanıyor.

