Arsenal, bu sezon zaman zaman “sıkıcı futbol” oynamakla eleştiriliyor. Teknik direktör Mikel Arteta ve öğrencileri, özellikle tarafsız futbolseverler ve rakip taraftarlar tarafından tempoyu düşürmekle suçlanıyor. Hatta Paul Scholes, Arsenal’ın Premier League tarihinin en sıkıcı şampiyonu olabileceğini öne sürdü.
Elbette futbol estetik bir oyun ve herkesin algısı farklı. Ancak mesele Arsenal’ı bilinçli şekilde temposuz oynamakla suçlamaya geldiğinde tablo değişiyor.
Rakipler Alan Bırakmıyor
Verilere göre Arsenal, son üç sezonda Premier League’de en fazla “derin savunma” ile karşılaşan takım konumunda. Rakiplerin büyük bölümü Emirates Stadı’na geldiklerinde savunma hattını geriye yaslıyor, neredeyse tüm oyuncularını topun arkasına geçiriyor ve alanları kapatıyor.
Bu durum, Arsenal’ın hücum yıldızlarının alan bulmasını zorlaştırıyor. Bukayo Saka’nın bire birde hızını göstermesi, Martin Odegaard’ın savunma arkasına yaratıcı paslar atması ya da Gabriel Martinelli’nin boşluklara koşu yapması için geniş alan gerekiyor. Ancak çoğu rakip, bu alanı bilinçli olarak vermiyor.
Hatta Manchester City bile Arsenal karşısında alışılmışın dışında savunma ağırlıklı bir plan uyguladı. Pep Guardiola’nın ekibi, bir maçta yüzde 33 topa sahip olarak kendi döneminin en düşük topa sahip olma oranını yaşadı.
Avrupa’daki Fark
Arsenal’ın Avrupa kupalarındaki performansı ise farklı bir tablo çiziyor. UEFA Champions League’de rakipler daha cesur ve önde baskılı oynadığında Arsenal çok daha akıcı ve üretken bir görüntü sergiliyor. Açık oyunda boşluk bulan Arteta’nın ekibi, hücumda çok daha etkili oluyor.
Bu durum, İngiliz ekiplerine de net bir mesaj veriyor: Arsenal’la açık futbol oynamak riskli. Bu nedenle birçok takım kontrollü, düşük tempolu ve savunma odaklı bir strateji tercih ediyor.
Duran Top Gerçeği
Arsenal’ın duran toplardan bulduğu goller de eleştiriliyor. Ancak bunun arkasında da aynı gerçek yatıyor. Derin savunma yapan rakiplere karşı Arsenal daha fazla korner ve serbest vuruş kazanıyor. Bu sezon 150’nin üzerinde korner kullanmaları tesadüf değil; sürekli baskı kurmanın sonucu.
Kısacası Arsenal’ın maçları zaman zaman düşük tempolu geçebilir. Ancak bunun nedeni Arteta’nın bilinçli şekilde “sıkıcı” futbol tercih etmesi değil, rakiplerin risk almaktan kaçınması.
Futbolun doğası gereği heyecan için iki takımın da hücum etmeyi istemesi gerekir. Arsenal maçlarında çoğu zaman hücum etmeyi isteyen tek taraf Arsenal oluyor. Bu da oyunun temposunu belirleyen asıl faktör olarak öne çıkıyor.

