İran resmi haber ajansı Islamic Republic News Agency (IRNA), ABD ile yürütülen nükleer müzakerelerin ikinci turunda bazı temel konularda uzlaşmaya varıldığını bildirdi. Umman’ın arabuluculuğunda İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen dolaylı görüşmelerin yaklaşık üç buçuk saat sürdüğü aktarıldı.
Temel başlıklarda ilerleme
Habere göre taraflar, bazı konularda anlaşmaya varırken, üzerinde uzlaşılan başlıkların ayrıntılarını değerlendirmek üzere heyetlerin ülkelerine dönmesi kararlaştırıldı. Görüşmelerin ilerleyen günlerde yeniden başlaması konusunda da mutabık kalındı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi’nin konuya ilişkin açıklama yapacağı belirtilirken, Katar merkezli yayın kuruluşu Al Jazeera’ya konuşan Arakçi, “Son turla kıyaslandığında olumlu gelişmeler yaşandı. İki taraf olası anlaşma metinleri üzerinde çalışacak ve taslakları paylaşacak. Bu hemen anlaşma sağlanacağı anlamına gelmiyor ancak süreç için yol açıldı” ifadelerini kullandı.
İlk tur Umman’da yapılmıştı
ABD-İran nükleer görüşmelerinin ilk turu 6 Şubat’ta Umman’da gerçekleştirilmişti. Cenevre’de yapılan ikinci turda da taraflar, özellikle uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve İran’daki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması gibi temel konuları ele aldı.
Her iki taraf da görüşmelerin yapıcı bir atmosferde başladığını belirtse de, mevcut anlaşmazlıkların tamamen giderilmiş olmadığı ifade ediliyor. Özellikle zenginleştirme oranları ve denetim mekanizmaları, müzakere masasındaki en kritik başlıklar arasında yer alıyor.
İsrail’in talepleri süreci etkiliyor
Öte yandan İsrail yönetimi, ABD ile İran arasında varılacak olası bir anlaşmanın yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması gerektiğini savunuyor. Tel Aviv, balistik füze programının sınırlandırılması ve İran’ın bölgedeki müttefiklerine verdiği desteğin de anlaşma kapsamına alınmasını talep ediyor. Bu durum, müzakerelerin kapsamını genişletebilecek yeni başlıkları gündeme getiriyor.
Tarafların önümüzdeki günlerde yeniden bir araya gelerek teknik ayrıntıları netleştirmesi beklenirken, sürecin nihai bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceği uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

