İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yürütülen nükleer müzakerelerde dikkat çekici bir değişikliğe gidildi. İran’ın talebi üzerine, İstanbul’da Türkiye’nin öncülüğünde kurulan barış ve müzakere masası Umman’a taşındı. Tahran yönetimi, görüşmelerin yalnızca ABD ile ikili formatta yapılmasını isterken, bu talep Washington tarafından kabul edildi.
Başta Türkiye olmak üzere Katar ve Mısır’ın yoğun diplomatik çabalarıyla oluşturulan İstanbul merkezli müzakere süreci, İran’ın ani kararıyla sona ermiş oldu. Talebin gerekçesine ilişkin İran cephesinden resmi bir açıklama yapılmazken, bu adım hem Ankara hem de ABD tarafında şaşkınlıkla karşılandı. Türkiye ise konuya ilişkin henüz kamuoyuna açık bir değerlendirmede bulunmadı.
İran, yalnızca görüşme yerinin değiştirilmesini değil, aynı zamanda Türkiye dahil olmak üzere bölge ülkelerinin müzakere sürecinden tamamen dışlanmasını da talep etti. Tahran yönetimi, nükleer görüşmelerin yalnızca Amerika Birleşik Devletleri ile ikili formatta yürütülmesini istedi. ABD tarafı bu konuda resmi bir açıklama yapmazken, görüşmelerin formatına ilişkin diplomatik temasların sürdüğü ifade ediliyor.
Yeni süreçte müzakerelerin Umman’da yapılması planlanıyor. Uzmanlar, İran’ın nükleer programını merkeze alan bu görüşmeleri, “bölgesel bir savaştan önceki son diplomatik durak” olarak değerlendiriyor. ABD merkezli NewsNation’a konuşan analistler, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının Orta Doğu’da daha geniş çaplı bir çatışma riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Gerilim tırmanıyor: İsrail baskısı ve ABD’nin ikilemi
Öte yandan bölgede askeri ve siyasi tansiyon da giderek yükseliyor. İsrail, İran’a yönelik olası bir askeri operasyon için Washington üzerinde yoğun diplomatik baskı kurarken, ABD yönetimi ise bölgesel bir savaşa sürüklenmemek adına askeri seçeneği şimdilik ertelemeye çalışıyor.
Ancak İran’ın müzakere sürecindeki sert ve talepkâr tutumu, ABD’nin manevra alanını daraltıyor. Umman’daki görüşmelerde yaşanabilecek olası bir çıkmazın, askeri senaryoları yeniden gündeme taşıyabileceği belirtiliyor. ABD Başkanı Donald Trump, müzakerelerin başarısız olması halinde İran için “muhtemelen kötü şeyler olacağı” uyarısında bulunmuştu. Trump, geçmişte İran’a yönelik B-2 bombardıman uçaklarıyla gerçekleştirilen saldırıları hatırlatarak, benzer adımların yeniden atılabileceğini ifade etti.
Son dönemde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile Mossad Direktörü David Barnea’nın Washington’a gerçekleştirdiği kritik ziyaretler de dikkat çekti. Bu temaslarda İran’a yönelik olası askeri planların ABD’li yetkililerle paylaşıldığı öne sürüldü.
Gerilimi artıran son gelişmelerden biri ise İran’ın bir sivil ABD gemisini savaş gemileriyle takip etmesi oldu. Bunun ardından ABD’nin, USS Abraham Lincoln uçak gemisi filosunu izleyen bir İran İHA’sını düşürdüğü bildirildi. ABD komutanlığı, benzer eylemlerin “hoş karşılanmayacağı” yönünde sert bir açıklama yaptı.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ise Washington’un önceliğinin hâlâ diplomasi olduğunu vurgulayarak, “Bu görüşmeler şu an için planlanmış durumda. Ancak dans etmek için iki kişi gerekir” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD’nin askeri seçeneği masada tutmakla birlikte diplomasiyi sonuna kadar zorlamak istediği şeklinde yorumlandı.

