Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Birleşmiş Milletler (BM) 80. Genel Kurulu kapsamında New York’ta düzenlediği basın toplantısında Batılı ülkelere yönelik ciddi bir uyarıda bulundu. Lavrov, Rusya’nın hava sahasına yönelik herhangi bir saldırının ciddi sonuçları olacağını söyledi.
Lavrov, NATO ya da Avrupa Birliği ülkeleri tarafından Rus topraklarına yapılacak bir müdahalenin “toprak bütünlüğüne karşı ihlal” anlamına geleceğini belirterek, “Böyle bir girişimde bulunanlar, sonuçlarından derin pişmanlık duyacaktır” ifadelerini kullandı.
“Rusya Hava Sahasını İhlal Etmedi”
Rus Bakan, ülkesinin hiçbir şekilde başka devletlerin hava sahasını ihlal etmediğini vurguladı. Rusya dışında uçan insansız hava araçlarına (İHA) müdahale edilmesi durumunda bunun “meşru bir hak” olarak görülebileceğini kaydeden Lavrov, Ukrayna krizine dair de açıklamalarda bulundu.
Lavrov, Ukrayna’nın 2022 yılında sunduğu barış tekliflerini uygulaması halinde Kırım ve Donbas hariç olmak üzere 1991 sınırlarının korunabileceğini, ancak bu fırsatın Kiev yönetimi tarafından “siyasi körlükle” geri çevrildiğini öne sürdü.
“Türkiye’nin Pozisyonuna Saygı Duyuyoruz”
Toplantıda Türkiye’yle ilgili bir soruya da yanıt veren Lavrov, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Rusya’dan enerji alımını durdurmasını talep etmesine ilişkin, Türkiye’nin tutumunu değerlendirmek istemediğini söyledi. Ancak şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin pozisyonuna saygı duyuyoruz. Türkiye’nin kendine ve halkına duyduğu saygıdan da hiç şüphemiz yok.”
Kürt Meselesi Üzerinden Uyarı: “Orta Doğu Yeni Bir Patlamayı Kaldıramaz”
Kuzey Irak’ta 2017’de yapılan bağımsızlık referandumuyla ilgili bir soruya yanıt veren Lavrov, Kürtlerin tamamının barışçıl amaçlar taşımadığını ve bölgede gerilimi tırmandırabilecek yapıların olduğunu belirtti.
“Kürt halkının tamamı barışı desteklemiyor. Bu yapılar, bölgedeki dengeleri bozabilir. Orta Doğu artık yeni bir büyük patlamayı kaldıramaz.”
Lavrov, Irak, Suriye ve İran gibi bölge ülkeleri arasında ulusal diyalog ve mutabakatın sağlanması gerektiğini, aksi halde bu ülkelerin parçalanma riskiyle karşı karşıya kalacağını dile getirdi.
“Ulusların kendi kaderini tayin hakkı elbette var; ancak savaş ortamı yokken ayrılık çağrısı yapmak gerçekçi değil. Barış yoluyla çözüm mümkün ve Bağdat yönetimi bunun örneğini verdi.”

