Lübnan Bakanlar Kurulu, ülkedeki tüm silahların 2025 yılı sonuna kadar devletin tekelinde toplanması için orduya plan hazırlama talimatı verdi. Karar, özellikle Hizbullah’ı kapsaması nedeniyle ülke içinde derin görüş ayrılıklarına neden oldu.
Kararı destekleyenler, bunun “tarihi bir adım” olduğunu savunurken, karşı çıkanlar “Anayasa’ya ve Taif Anlaşması’na darbe” olarak nitelendirdi. Muhalifler, uygulamanın gerçekçiliğini sorguluyor ve Lübnan’ın güvenlik dengelerinin bozulabileceğini öne sürüyor.
“Hizbullah İçin Sarsıcı Bir Karar”
Siyasi analist Tony Boulos, silahların yalnızca devletin elinde toplanması kararını Hizbullah için “tarihi ve sarsıcı” olarak tanımladı. Daha önce defalarca gündeme gelen bu konunun ilk kez net bir tarih verilerek hayata geçirilmeye çalışıldığını belirten Boulos, adımın ABD’nin güvence önerisiyle uyumlu olduğunu ve kademeli olarak uygulanabileceğini söyledi.
“Anayasal Darbe” Eleştirisi
Siyasi analist Gassan Rifi ise bu kararı sert sözlerle eleştirdi. Rifi, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının Taif Anlaşması’na ve Anayasa’ya aykırı olduğunu, ayrıca Lübnan’ın İsrail’e karşı meşru savunma hakkını zayıflatacağını savundu. Ordu ile koordinasyon sağlanmadan alınan kararın uygulanabilirliğine de şüpheyle yaklaşan Rifi, “43 yıldır var olan bir silahlı yapıyı dört ayda toplamak mümkün değil” dedi.
Ordu: “Koşullar Sağlanırsa Görev Hazır”
Emekli Tuğgeneral Naci Melaib, uygun siyasi ve güvenlik ortamı oluştuğu takdirde Lübnan ordusunun bu görevi yerine getirebilecek kapasitede olduğunu ifade etti. UNIFIL’in güneyde uyguladığı mekanizmanın örnek olabileceğini belirten Melaib, özellikle uzun menzilli füzelerin kontrol altına alınmasının zor ve özel eğitim gerektiren bir süreç olduğunu söyledi.
Melaib’e göre planın başarılı olması, siyasi uzlaşıya ve tam desteğe bağlı. Aksi durumda zorla yapılacak bir müdahale, büyük riskler barındırıyor.

