İsrail siyasetinde Türkiye’ye yönelik sert söylemler son dönemde artış gösterdi. Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, katıldığı bir konferansta Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelendirerek, Tel Aviv yönetiminin Ankara’yı görmezden gelmemesi gerektiğini söyledi.
Bennett, Türkiye’nin bölgesel bir eksenin parçası olduğunu öne sürerek, “Tahran’dan gelen tehdide karşı nasıl hareket ediyorsak, Ankara’dan gelen düşmanlığa karşı da eş zamanlı adımlar atmalıyız” ifadelerini kullandı. İsrail’de bu yıl yapılması beklenen seçimlerde aday olması beklenen Bennett’in çıkışı, iç politikaya dönük bir mesaj olarak da değerlendiriliyor.
Netanyahu’dan “altıgen ittifak” mesajı
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yaklaşan ziyareti öncesinde yeni bir bölgesel ittifak modeli üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Netanyahu, “radikal eksenlere” karşı bir “altıgen ittifak” oluşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Söz konusu ittifakta Hindistan’ın yanı sıra Yunanistan ve Güney Kıbrıs gibi Türkiye ile geçmişte gerilim yaşamış ülkelerin yer alabileceği ifade ediliyor. Netanyahu, bu yapının ABD ile mevcut stratejik ortaklığın yerine geçmeyeceğini, ancak onu tamamlayıcı nitelikte olacağını vurguladı.
İran gölgesinde Türkiye vurgusu
İsrail, 7 Ekim 2023 sonrası Gazze merkezli savaş, Lübnan ve Suriye’deki operasyonlar ve İran’la artan gerilim nedeniyle zaten yüksek güvenlik alarmında bulunuyor. Bu süreçte Türkiye’nin Gazze’deki gelişmelere yönelik sert eleştirileri ve Filistin konusundaki diplomatik çıkışları, iki ülke ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturdu.
Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkiler, özellikle 2010’daki Mavi Marmara baskınının ardından ciddi bir kırılma yaşamış, diplomatik temsil düzeyi düşürülmüş ve karşılıklı sert açıklamalar yapılmıştı. Son yıllarda normalleşme adımları atılsa da Gazze savaşıyla birlikte tansiyon yeniden yükseldi.
“Türkiye NATO üyesi, İran’la kıyaslanamaz”
Bazı İsrailli analistler ise Türkiye ile İran’ın aynı kategoriye konulmasının gerçekçi olmadığını savunuyor. Türkiye’nin NATO üyesi olduğuna ve geçmişte İsrail ile askeri ve istihbari iş birliği yürüttüğüne dikkat çekiliyor. Ankara’nın İsrail’in varlık hakkını reddetmediği, ancak Filistin politikalarını sert şekilde eleştirdiği belirtiliyor.
Uzmanlara göre İsrail iç siyasetinde “sürekli tehdit” söylemi, özellikle sağ kanat liderler açısından mobilize edici bir araç olarak kullanılıyor. İran dosyasının öncelikli gündem olmaya devam ettiği, Türkiye’ye yönelik açıklamaların ise daha çok siyasi ve diplomatik mesaj niteliği taşıdığı ifade ediliyor.
Buna karşın, söylem dozunun artmasının iki ülke ilişkilerinde kalıcı hasar yaratabileceği ve retoriğin zamanla gerçek bir stratejik gerilime dönüşme riskini barındırdığı da değerlendiriliyor.

