Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya

Suriye Merkezli Gerilim: HTŞ–İsrail İş Birliği İddiası

ABD’nin İran’a yönelik olası saldırı senaryosu masadayken, Lübnan’da gözler Suriye’deki HTŞ yönetimine çevrildi; güvenlik birimleri yeni bir cephe ihtimalinden kaygılı.

ABD’nin İran’a yönelik olası saldırı senaryosu masadayken, Lübnan’da gözler Suriye’deki

Lübnanlı üst düzey güvenlik yetkilileri, ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri saldırı başlatması halinde, Suriye’de etkin olan Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) yönetiminin İsrail’le örtülü bir iş birliği içine girerek Lübnan’a karşı yeni bir cephe açabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Bu senaryonun, Lübnan’ın doğu ve kuzey sınırları boyunca güvenlik risklerini ciddi biçimde artıracağı değerlendiriliyor.

Yetkililere göre Lübnan, bölgesel bir savaşın patlak vermesi durumunda çatışmaların dışında kalamayacak; aksine siyasi, askeri ve güvenlik baskılarının doğrudan hedefi haline gelecek. Sahadan gelen veriler ve siyasi göstergeler, ülkenin yeniden bölgesel ve uluslararası hesaplaşmaların merkezine sürüklenebileceğine işaret ediyor.

Kaygıları artıran en önemli gelişmelerden biri, HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani’nin kapalı bir toplantıda Hizbullah’a yönelik sert ifadeler kullandığına dair aktarılan bilgiler oldu. Güvenlik kaynakları, Colani’nin “intikam” vurgusu içeren söylemlerinin, sınır hattındaki askeri hareketlilikten bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, bu sert söylemlerin, Colani’nin Aralık ayında ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmenin ardından oluşan siyasi atmosferle de bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Söz konusu dönemde Colani, Suriye’nin “terörle mücadele” sürecine dahil olduğunu açıklamış; bu söylem, ABD’nin siyasi desteğini arkasına alan geniş kapsamlı güvenlik adımlarının önünü açmıştı.

ABD’nin Suriye’nin doğusundaki Kürt unsurlarla ilişkisini geri plana çekmesi ise, HTŞ yönetiminde Washington’ın Suriye’nin kendi kontrolü altında birleşmesine itiraz etmeyeceği yönünde bir algı oluşturdu. Bu durumun, özellikle ABD’nin hasım olarak gördüğü aktörlere karşı atılacak adımların Washington’dan ciddi bir tepki görmeyeceği düşüncesini pekiştirdiği ifade ediliyor.

Öte yandan Suriye-Lübnan sınır hattında, aralarında Çeçen, Özbek ve Uygur unsurların da bulunduğu radikal grupların olağandışı askeri intikalleri dikkat çekiyor. Daha önce farklı bölgelerde konuşlu olan bu grupların sınır hattına kaydırılması, güvenlik birimleri tarafından son derece tehlikeli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Güvenlik kaynakları, sahadaki bu hazırlıkların İsrail ile dolaylı bir koordinasyon içinde yürütülmüş olabileceği ihtimali üzerinde dururken, Suriye ordusunun Lübnan sınırına yakın bölgelerde gerçek mühimmatla tatbikat yapacağını duyurması endişeleri daha da artırdı.

Lübnanlı yetkililer, Suriye makamlarının Hizbullah’ı çeşitli hücre yapılanmaları üzerinden suçlayan açıklamalarını da, Lübnan’a yönelik siyasi ve askeri baskıyı meşrulaştırma çabası olarak değerlendiriyor. Bu iddiaların, İsrail’in bölgesel ajandasına hizmet eden daha geniş bir planın parçası olabileceği vurgulanıyor.

Colani’nin iktidara gelişinin ardından Şam yönetiminin Lübnan’la olan sorunları fiilen dondurduğu görülse de, sınırlı güvenlik koordinasyonu dışında iki ülkeyi ilgilendiren temel dosyalarda henüz somut ve olumlu bir adım atılmış değil.