İran’da ocak ayında ülke genelinde patlak veren protestolarda yaşanan ölümler, siyasi dengeleri derinden sarstı. Aralarında tutuklu ya da ev hapsinde bulunan isimlerin de yer aldığı birçok eski İranlı lider, güvenlik güçlerinin müdahalelerine sert tepki gösterdi. Açıklamalar, iktidar yanlısı sertlik yanlılarının tehditleriyle karşılandı.
İran yönetimi, protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini kabul ederken, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının “devlet güçlerinin sorumluluğu” yönündeki iddialarını reddetti. ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı ise doğrulanmış ölü sayısının 6 bin 854 olduğunu, binlerce vakanın daha incelendiğini duyurdu.
Musevi: “Bu Bir Felaket, Oyun Bitti”
2009’dan bu yana ev hapsinde bulunan eski başbakan ve reformist lider Mir Hüseyin Musevi, yaptığı açıklamada protestolarda yaşanan ölümleri “yüzyıllar boyunca hatırlanacak bir felaket” olarak nitelendirdi. Musevi, “İnsanlar bu sistemi istemediklerini kaç kez söylemeli? Yeter, oyun bitti” ifadeleriyle mevcut yönetime sert çıktı.
Musevi, güvenlik güçlerine silah bırakma çağrısı yaparak, ülkenin yabancı müdahale olmadan özgürlük ve refaha kavuşması gerektiğini savundu. İran’ın anayasal referandum ve barışçıl bir iktidar değişimine ihtiyaç duyduğunu belirten Musevi’ye, ülke içinden ve dışından yaklaşık 400 aktivist destek verdi.
Tutuklu Reformistlerden ve Eski Cumhurbaşkanlarından Tepki
Cezaevinde bulunan reformist siyasetçi Mostafa Tacizade, İran’ın mevcut yönetim anlayışı nedeniyle ağır bir kriz yaşadığını belirterek, protestolarda yaşanan “vahşetin” bağımsız bir komisyon tarafından araştırılmasını istedi.
Eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise daha temkinli bir dil kullanarak “küçük değil, köklü reformlar” çağrısında bulundu. Ruhani, halkın yıllardır farklı gerekçelerle sokaklara çıktığını ve devletin bu talepleri görmezden gelmesi halinde varlığını sürdüremeyeceğini söyledi.
Bir diğer eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, protestolardaki şiddetin diyalog zeminini zayıflattığını savunurken, İran’ın “cumhuriyetçi değerlerle uyumlu bir yönetim anlayışına” geri dönmesi gerektiğini dile getirdi.
Karroubi’den Hamaney’e Sert Eleştiri
Ev hapsi yakın zamanda kaldırılan reformist din adamı Mehdi Kerrubi, protesto ölümlerini “kelimelerle anlatılamayacak bir suç” olarak tanımladı. Kerrubi, ülkenin geldiği noktadan doğrudan Ali Hamaney’i sorumlu tuttu ve özellikle nükleer program nedeniyle uygulanan yaptırımların halka ağır bedeller ödettiğini savundu.
Baskılar Sürüyor
Tüm bu açıklamaların ardından, daha önce siyasi tutuklu olan üç tanınmış ismin yeniden gözaltına alınması, İran’da baskı politikasının devam ettiğini gösterdi. Uzmanlara göre ülkede reform talepleri ile sertlik yanlısı yaklaşım arasındaki çatışma, önümüzdeki dönemde daha da derinleşebilir.

