İsrail’in son iki yılda gerçekleştirdiği geniş çaplı saldırılar, Lübnan’daki Hizbullah varlığını tartışmaya açarken, ülkede bu yapının silahsızlandırılması süreci resmen başlatıldı. Lübnan, Hizbullah’ın etkisini sınırlamaya yönelik bu adımla birlikte İran’ın bölgedeki nüfuzundan uzaklaşma sinyalleri veriyor.
5 Ağustos 2025’te hükümetin aldığı kararla, ülkedeki tüm silahların devletin tekelinde toplanması süreci resmen başlarken, bu kararın yıl sonuna kadar uygulanması planlanıyor. Bu gelişme, hem iç siyasette hem de bölgesel dengelerde önemli değişimlerin habercisi olarak görülüyor.
“Hizbullah’ın Silahları Artık Caydırıcı Değil”
Lübnanlı araştırmacı Danya Kulaylat Hatib, Hizbullah’ın silahlarının artık İsrail için caydırıcı bir güç oluşturmadığını belirtti. Hatib, “Hizbullah’ın silahları geçmişte iki ucu keskin bir kılıçtı. Ancak artık bu denge bozuldu” dedi. Hatib, Hizbullah’ın silahsızlandırılması için devletin güvence vermesi gerektiğine dikkat çekerek, Türkiye ve İrlanda’daki silahsızlanma örneklerini hatırlattı.
İran’ın bölgedeki etkisinin zayıfladığını savunan Hatib, Şam yönetiminin çökmesiyle İran’ın operasyon kabiliyetinin ciddi biçimde daraldığını belirtti. “İran, bu süreçte düşük profilli hareket ediyor ve iç meselelerine odaklanıyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye, Lübnan’da Daha Fazla Rol Üstlenmeli”
Hatib’e göre Türkiye’nin Lübnan’da daha fazla rol alması, bölgedeki istikrar açısından kritik önemde. Hatib, “Lübnan İsrail karşısında zayıf. Türkiye, istikrar sağlayıcı bir aktör olarak devreye girmeli” diye konuştu.
Lübnan’ın İsrail ile müzakere sürecinde elinin zayıf olduğunu vurgulayan Hatib, “Zayıf olan müzakere edemez. Lübnan’ın pazarlık gücünü artırması gerekiyor” dedi.
“İran’ın Hizbullah Politikası, Lübnan’da İstikrarsızlık Yaratıyor”
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Doç. Dr. Serhan Afacan ise İran’ın Hizbullah üzerinden yürüttüğü politikanın Lübnan için faydalı olmadığını söyledi. “İran, direniş ekseni üzerinden kendi çıkarlarını yürütürken Lübnan’ın egemenliğini zayıflatıyor” ifadelerini kullandı.
Afacan, Hizbullah’ın ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, ancak silahsızlandırılmış bir Hizbullah’ın siyasi aktör olarak kalabileceğini ifade etti.
“Türkiye’nin Rolü, Bölgesel İstikrar İçin Anahtar”
Afacan, Türkiye’nin Suriye ve Lübnan denklemindeki pozisyonunun istikrar açısından elzem olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Suriye ile Lübnan birbirine bağlı yapılar. Lübnan istikrara kavuşmadan Suriye de kavuşamaz. Türkiye, bu dengeyi gözeterek hem İsrail saldırılarının sona ermesini hem Lübnan hükümetinin güçlenmesini hem de Hizbullah’ın şeytanlaştırılmamasını sağlamalı.”
Afacan’a göre Türkiye’nin İran’dan farklı bir yaklaşımı benimsediği açık. Türkiye, bölgedeki istikrar için Lübnan’daki gelişmeleri yakından takip ederek daha fazla inisiyatif almalı.

