Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Türkiye’ye gerçekleştirdiği üç günlük resmi ziyaretiyle hem dini hem de siyasi açıdan önemli mesajlar veriyor. Ankara, İstanbul ve İznik’i kapsayan ziyaret programı, Hristiyanlık tarihi ve bölgesel krizler ekseninde uluslararası diplomasiye dair çok yönlü anlamlar taşıyor.
Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Zakir Çoban, Papa’nın ziyaretiyle ilgili Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde, bu tarihi temasın hem Vatikan-Türkiye ilişkileri hem de bölge siyaseti açısından taşıdığı önemi değerlendirdi.
İlk durak: Türkiye ve Gazze mesajı
Papa 14. Leo’nun ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmesi ve burada Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmesi, tesadüfi bir tercih değil. Ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile verilen ortak mesajların, İsrail’in Gazze’deki saldırılarına karşı uluslararası kamuoyunda oluşan tepki cephesine güçlü bir destek sunduğu vurgulandı.
“Papa’nın ziyareti, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ağırlığını teyit eden ve uluslararası vicdanın Gazze’deki soykırıma sessiz kalmaması gerektiğini haykıran sembolik bir adımdır,” ifadesine yer verildi.
İznik Konsili vurgusu: Hristiyan dünyasına birlik mesajı
Ziyaretin dini boyutunda ise Papa’nın İznik Konsili’nin 1700. yıldönümü kapsamında İznik’te ayin düzenlemesi dikkat çekiyor. 325 yılında gerçekleşen bu Konsil, Hristiyanlığın temel inanç esaslarının belirlendiği ve tüm mezheplerin ortak kabul ettiği nadir toplantılardan biri olarak öne çıkıyor.
“Bu mesaj, mezhepsel farklılıkları aşan bir birlik çağrısıdır. Papa’nın bu zemini Türkiye’den kurması, Anadolu’nun Hristiyanlık tarihindeki merkezi konumunu da teyit etmektedir,” denildi.
Fener Rum Patriği ile sembolik temas
Papa’nın Fener Rum Patriği Bartholomeos ile İstanbul’daki görüşmesi ise daha çok dini diplomasi çerçevesinde değerlendirilirken, geçmişteki benzer ziyaretlerle paralellik taşıyor. Analize göre bu tür temaslar, her ne kadar birlik çağrısı olarak yorumlansa da, kiliseler arası birleşme gibi beklentiler gerçekçi değil. Ziyaret nezaket çerçevesinde yürütülüyor.
Tarihi bağlar ve stratejik ortaklık
Prof. Dr. Çoban, analizinde Türkiye-Vatikan ilişkilerinin tarihsel derinliğine de dikkat çekti. Osmanlı döneminde Vatikan ile kurulan ilişkilerin, Fatih Sultan Mehmet’ten Kanuni’ye kadar uzanan bir geçmişe dayandığına ve Osmanlı padişahlarının zaman zaman Papalık ile diplomatik temaslarda bulunduğuna değindi.
Papa’nın ziyaretini, 1960’tan bu yana süren geleneğin bir parçası olarak değerlendiren Çoban, “Her yeni Papa’nın ilk yurt dışı ziyaretlerinden birinin Türkiye olması, Türkiye’nin dinler arası diyalogdaki merkezi rolünü gösteriyor,” dedi.
Uluslararası siyasette Türkiye’nin yeri
Ziyaretin yalnızca sembolik olmadığını vurgulayan analizde, Türkiye’nin hem dini hoşgörüye dayalı yaklaşımı hem de Orta Doğu’daki insani krizlerde sergilediği yapıcı tutumun, Vatikan nezdinde de önemsendiği ifade edildi.
“Papa’nın Türkiye’de Gazze’yi gündeme taşıması, ülkemizin Filistin meselesindeki liderliğini daha görünür kılacaktır,” ifadesine yer verildi.
Komplo teorilerine karşı devlet aklı vurgusu
Ziyaretle ilgili bazı çevrelerin gündeme getirdiği komplo teorileri ve çekincelere de değinilen analizde, Türkiye’nin özgüvenli dış politikasının bu tür söylemlere kulak asmadığı belirtildi:
“Türkiye Cumhuriyeti, başka dinlerin temsilcileriyle yapıcı ilişkiler kurarak küresel diplomaside aktif rol üstlenmekte ve medeniyetler arası diyaloğa katkı sağlamaktadır.”

