Irak’ta 11 Kasım’da gerçekleştirilen parlamento seçimleri, hem katılım oranı hem de siyasi dengelerdeki değişim açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Dr. Bilgay Duman, seçim sonuçlarını ve olası siyasi etkilerini değerlendirdi.
2003 sonrası dönemde Irak’ta yapılan altıncı genel seçim olan 2025 parlamento seçimlerinde elektronik oylama sistemi kullanıldı. Seçim sonuçları 24 saat içerisinde açıklanırken, resmi sonuçların kesinleşmesi için 72 saatlik itiraz süresi bekleniyor. Ancak geçmiş deneyimler, bu sürecin sonucu önemli ölçüde değiştirmediğini gösteriyor. Bu bağlamda, açıklanan ön sonuçlar üzerinden değerlendirme yapmak mümkün.
Katılımda Dikkat Çeken Artış
2005’ten itibaren azalma eğiliminde olan seçime katılım oranı bu seçimde tersine döndü. 2021’de yüzde 41 olan katılım, bu kez yüzde 56’nın üzerine çıktı. Bu artış, özellikle Şii lider Mukteda es-Sadr’ın boykot çağrılarına rağmen gerçekleştiği için dikkat çekici bulundu. Ancak bu oran, tüm oy kullanma hakkına sahip nüfusa oranlandığında yüzde 40 seviyesinde kalıyor.
Yine de bu yükseliş eğilimi, Irak’taki siyasal katılımın yeniden canlandığına işaret edebilir. Özellikle Sünni Arapların yoğun yaşadığı Anbar, Ninova ve Salahaddin gibi vilayetlerdeki yüksek katılım, 2003 sonrası sistemle mesafeli olan bu kesimin yeniden sürece entegre olmaya başladığını gösteriyor.
Kürt Seçmenin Katılımı ve Federal Dengenin Güçlenmesi
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) bağlı Erbil, Duhok ve Süleymaniye vilayetlerinde katılım oranı genel ortalamanın 15 puan kadar üzerinde gerçekleşti. Bu durum, Kürt halkının Irak merkezi siyasetine olan ilgisinin ve beklentisinin sürdüğünü ortaya koydu. Özellikle son dönemde Bağdat-Erbil hattında yaşanan bütçe ve petrol gelirleri krizlerine rağmen bu teveccüh, federal uyum açısından umut verici olarak değerlendiriliyor.
Sudani’nin Yükselişi
Seçimlerin en dikkat çeken siyasi sonucu ise mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin liderliğindeki İmar ve Kalkınma Koalisyonu’nun 1 milyon 300 bin oy ve 45’ten fazla sandalye ile birinci çıkması oldu. Daha önce parlamento tecrübesi sınırlı olan Sudani’nin bu denli güçlü bir destek elde etmesi, siyasi sahnede yeni bir figürün kalıcı hale geldiğini gösteriyor.
Ancak, Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve Kays el-Hazali’nin yönettiği Sadıkun İttifakı gibi İran’a yakın grupların güçlü varlıklarını sürdürmesi, Şii siyasetindeki kırılganlığı ve iç rekabeti ortaya koyuyor. Sudani’nin İran ve ABD arasında denge kurma çabaları, ikinci dönemi öncesinde bu grupların direncini artırabilir.
IKBY’deki Çekişme Süreci Kilitleyebilir
Öte yandan Kürt siyasi aktörler arasında da ciddi bir çekişme söz konusu. IKBY’de Ekim 2024’te yapılan yerel seçimlerin ardından Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında hâlâ bir uzlaşma sağlanabilmiş değil. Bu durum, Irak’taki hükümet kurma sürecini de etkileyebilir.
Irak Anayasası gereği cumhurbaşkanının seçilmesinin ardından hükümet kurulabiliyor. Bu nedenle, KDP ve KYB’nin cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaları, yeni hükümetin önünü açabilecek önemli bir adım olacak.
Yeni Siyasi Koalisyonlar Mümkün mü?
Sudani’nin seçim sonrası yaptığı açıklamada, İmar ve Kalkınma Koalisyonu’nun kapılarının tüm taraflara açık olduğu mesajını vermesi, farklı gruplar arası bir koalisyon ihtimalini gündeme getirdi. Şii, Sünni, Kürt ve azınlıkların yer aldığı kapsayıcı bir hükümet modeli ihtimali, Irak için yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.
Ancak ülkenin kökleşmiş mezhepsel ve etnik fay hatları göz önüne alındığında, bu tür bir uzlaşı zemininin oluşup oluşmayacağı belirsizliğini koruyor.

