Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya

Tahran’daki ABD Elçiliği Baskını ve Rehine Krizinin Üzerinden 46 Yıl Geçti

İran Devrimi sonrası yaşanan Tahran’daki ABD elçiliği baskını, iki ülke ilişkilerinde derin diplomatik bir kırılma yaratarak tarihteki yerini aldı.

İran Devrimi sonrası yaşanan Tahran’daki ABD elçiliği baskını, iki ülke

İran’da 1979 yılında gerçekleşen Tahran’daki ABD Büyükelçiliği baskını, yalnızca 444 gün süren bir rehine krizine değil, İran-ABD ilişkilerinde kalıcı bir diplomatik kopuşa yol açtı. Üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen, olayın yarattığı etkiler iki ülke ilişkilerini hâlâ derinden etkiliyor.

Şah’ın ABD’ye sığınması krizi tetikledi

1970’lerin sonunda İran’daki Şah rejimi, insan hakları ihlalleri, ekonomik adaletsizlik ve özgürlüklerin kısıtlanması nedeniyle halkın büyük tepkisiyle karşılaştı. Ayetullah Humeyni liderliğinde güçlenen muhalefet, 1979’da Şah’ı devirdi. Ancak Şah’ın ABD’ye sığınması, İran’da Amerikan karşıtlığını daha da artırdı.

Bu gelişmelerin ardından 4 Kasım 1979’da devrim yanlısı öğrenciler, Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’ni basarak 66 Amerikan vatandaşını rehin aldı. 52 kişi 444 gün boyunca alıkondu. Kadınlar ve Afrika kökenli bazı rehineler kısa süre içinde serbest bırakılırken, kalanların özgürlüğü ancak 1981’de mümkün oldu.

Humeyni’nin desteği ve ABD’ye “büyük şeytan” tanımlaması

Baskın, İran’da geniş halk desteği görürken, Ayetullah Humeyni, olayı destekleyerek ABD’yi “büyük şeytan” olarak nitelendirdi. ABD kamuoyunda ise bu gelişme ulusal onura karşı yapılmış bir saldırı olarak algılandı.

ABD’nin kurtarma operasyonu başarısız oldu

Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, diplomatik yollarla çözüm arasa da sonuç alamadı. 24 Nisan 1980’de düzenlenen “Kartal Pençesi Operasyonu”, kum fırtınası ve teknik sorunlar nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Tebes Çölü’nde meydana gelen kazada 8 Amerikan askeri hayatını kaybetti. Bu başarısızlık, Carter’ın siyasi itibarını zedeledi ve 1980 seçimlerinde Ronald Reagan’ın önünü açtı.

Rehineler Reagan’ın yemin töreniyle serbest bırakıldı

Krizin sona ermesi, Reagan’ın göreve başladığı gün, 20 Ocak 1981’de gerçekleşti. Cezayir’in arabuluculuğuyla sağlanan anlaşmayla ABD, İran’ın dondurulmuş mal varlıklarını serbest bıraktı; İran da rehineleri serbest bıraktı.

İran-ABD ilişkilerinde tam bir kopuş yaşandı

Bu kriz, Washington-Tahran ilişkilerinin temelinden sarsılmasına neden oldu. ABD, İran’a karşı kapsamlı ekonomik yaptırımlar başlatırken, diplomatik ilişkiler tamamen kesildi. Olay, İran’ın Batı’ya bakışını sertleştirirken, ABD ise İran’ı bölgedeki en büyük tehdit olarak tanımlamaya başladı.

Baskının mirası hâlâ politik sembol olarak yaşıyor

Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği binası, bugün “Casusluk Yuvası” olarak adlandırılan bir müze haline getirildi. ABD karşıtı duvar resimleri ve belgelerle donatılan bina, İran’da anti-emperyalist söylemin sembolü olarak yaşatılıyor. Her yıl 13 Aban’da, “Küresel Emperyalizme Karşı Ulusal Mücadele Günü” olarak anılıyor.

Nükleer anlaşma umutları da gölgelendi

2015’te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) ile ilişkilerde yumuşama sinyalleri verilse de, ABD’nin 2018’de Trump yönetimiyle anlaşmadan çekilmesi, gerilimi yeniden tırmandırdı. Joe Biden döneminde anlaşmaya dönme girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı.

Kriz, iki ülke ilişkilerinde derin bir travmanın sembolü olarak kalmaya devam ediyor

ABD’nin İsrail’e verdiği koşulsuz destek ve İran’ın bölgesel nüfuz politikaları gibi nedenler, ilişkilerdeki düşmanlığın sürmesine yol açıyor. Tahran’daki elçilik baskını, yalnızca tarihi bir olay değil; bugün bile iki ülke arasındaki güvensizliğin ve düşmanlığın simgesi olarak öne çıkıyor.