Uluslararası sularda İsrail tarafından alıkonulan ve fiziksel, psikolojik şiddete maruz kalan Küresel Sumud Filosu’ndaki yabancı aktivistler, Türkiye’ye güvenli şekilde ulaştırılmalarının ardından yaşadıklarını basınla paylaştı. Türk Hava Yolları (THY) uçağıyla İstanbul’a getirilen aktivistler, İsrail güvenlik güçlerinin insan haklarına aykırı tutumlarını anlattı.
“Sadece su verdiler, uykusuz bıraktılar”
Fas asıllı Fransız vatandaşı Yasin Benjelloyn, 32 saat boyunca sadece su verildiğini, yiyecek verilmediğini söyledi. “03.00’te köpeklerle ve keskin nişancılarla odaya girerek bizi uyandırdılar, her iki saatte bir tekrar uyandırdılar. Bu bize yaptıkları, Filistinlilere neler yaptıklarını hayal etmemize yetiyor” dedi. Türkiye’ye teşekkür eden Benjelloyn, “Bizi güvenli şekilde evimize getirdikleri için minnettarız” ifadelerini kullandı.
“Donma noktasına geldik”
İtalyan gazeteci Lorenzo Agostino, kelepçeli ve gözleri bağlı halde soğuk bir minibüste saatlerce tutulduklarını belirtti. “Polis bizi aşağıladı, su vermediler. Greta Thunberg’i İsrail bayrağına sararak adeta sergilediler” dedi. Aktivist, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in kendilerini terörist olarak nitelediğini ve bunun etkisiyle çok kötü muameleye maruz kaldıklarını söyledi.
“12 saat güneş altında bekletildik”
Kuveytli aktivist Mohammad Jamal, sabah saatlerinde teknelerine 20 asker tarafından el konulduğunu ve 12 saat boyunca güneşin altında tutulduklarını anlattı. “Bazı arkadaşlarımız dövüldü, bazılarına küfredildi. Üç gün boyunca duşsuz ve susuz bırakıldık” diyen Jamal, dünya kamuoyunun baskısıyla daha fazla şiddetin engellendiğini vurguladı.
“İsviçre pasaportum sayesinde daha iyi muamele gördüm”
İsviçreli aktivist Tabea Zouk, beyaz tenli ve mavi gözlü olduğu için diğer yolculara göre daha az kötü muameleye maruz kaldığını belirterek, “Bu beyaz ayrıcalığıydı ama yine de taciz edildik. Bir saat boyunca güneşin altında diz çöktürdüler” dedi.
“Hapiste Müslüman oldum”
İtalyan gemi kaptanı Tommaso Bortolazzi, İsrail polisinin namaz kılanlara müdahale etmesinin ardından şehadet getirerek Müslüman olduğunu açıkladı. “Bu benim için yeniden doğmak gibiydi” dedi.
“Yiyecek yok, ilaç yok, işkence var”
Libya eski Başbakanı Ömer el-Hasi, İsrail askerlerinin müdahalesinin uluslararası sularda gerçekleştiğini söyledi. Ellerinin ve ayaklarının bağlandığını, işkenceye varan uygulamalara maruz kaldıklarını anlattı. “Kadınlara da saygı göstermediler. Eşyalarımıza el koydular. Türkiye’nin gönderdiği uçak adeta bir armağandı” dedi.
“İsrail’in Filistinlilere neler yaptığını hayal bile edemeyiz”
İngiliz aktivist Kieran Andrieu ise kendilerine mahkum kıyafetleri giydirildiğini, ilaç verilmediğini ve işkence uygulandığını söyledi. “Bir arkadaşım bayıldı, bazıları kalp krizi geçirdi ama yardım edilmedi. İsrail bunu bize yaptıysa, Filistinlilere neler yaptığını tahmin bile edemeyiz” dedi.
“Bu mücadele Gazze için”
İsviçreli aktivist Romain Mouron ise “Sumud Filosu’na katılmamın nedeni, soykırıma sessiz kalmamak. Biz Batılılar olarak bu zulme karşı çıkmalıyız” diye konuştu.
Arjantinli aktivist Nicolas Calabrese de, “Hiçbir silahımız yoktu ama silah zoruyla alıkonulduk. Filistinlilere yapılanlar karşısında artık sessiz kalamazdım” diyerek filoya katılma gerekçesini anlattı.

