Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Katar’ın başkenti Doha’ya düzenlediği hava saldırısını sert bir dille eleştirdi. BM Siyasi ve Barış İnşası İşlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, saldırının hem dünyayı şoke ettiğini hem de bölgede “endişe verici bir tırmanış” anlamına geldiğini vurguladı.
BM Güvenlik Konseyi’nde Gündem Doha Saldırısı
BM Güvenlik Konseyi, “Orta Doğu’da durum” başlıklı özel oturumda İsrail’in Doha’da Hamas müzakere heyetine yönelik saldırısını görüştü. DiCarlo, saldırının, özellikle Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması konusunda ABD’nin sunduğu son teklifin tartışıldığı sırada gerçekleştiğine dikkat çekerek, bunun barış sürecini doğrudan baltalayan bir gelişme olduğunu söyledi.
“Egemenlik ve Toprak Bütünlüğüne Saygı Gösterilmeli”
DiCarlo, Katar’ın barış sürecinde oynadığı yapıcı rolü hatırlatarak, “Barışın sağlanmasında değerli bir ortak olan Katar da dahil, hiçbir ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğü ihlal edilmemelidir.” dedi.
Gazze’de İsrail saldırılarının ikinci yılına yaklaşıldığını belirten BM yetkilisi, bu süreçte çoğu sivil on binlerce kişinin yaşamını yitirdiğini, Gazze’nin neredeyse tamamen yok olduğunu ve Batı Şeria’daki durumun giderek kötüleştiğini hatırlattı.
“Tehlikeli Bir Sayfa Açıldı”
Orta Doğu’da İran, Lübnan, Suriye ve Yemen’i de kapsayan bölgesel gerilimin artışına işaret eden DiCarlo, İsrail’in Doha’ya saldırısının bu çatışmada “yeni ve tehlikeli bir sayfa açtığını” söyledi. Bu durumun, bölgesel barış ve istikrarı ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguladı.
Katar’ın Rolü ve Barış Çabaları
Katar’ın Gazze’de ateşkesin sağlanması için yürüttüğü yoğun diplomasiye dikkat çeken DiCarlo, Katar’a “kararlılığı ve yapıcı tutumu” için teşekkür etti. Ancak saldırının, müzakerelerin en kritik aşamasında gerçekleştiğini belirterek, “Arabuluculuk ve diyalog mekanizmalarını zayıflatan her eylem, çatışma çözümüne duyulan güveni sarsar.” ifadelerini kullandı.
BM’den Çağrı: Şiddet Çözüm Değil
DiCarlo, müzakere ve arabuluculuk kanallarının korunmasının zorunlu olduğunu ifade ederek, “Orta Doğu’daki krizlere kalıcı ve adil çözümler daha fazla şiddetle sağlanamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

